Uçak nasıl uçar ?
Sanılanın aksine bir uçağı havada tutan parçası motor değil kanadıdır.

Motor sadece öndeki havayı alır ve arkaya doğru iter.Bu bir itme gücü (thrust) sağlar.Bu güç sayesinde uçak ileri doğru hareket eder.
Uçak ileri doğru hareket ederken kanadının kesit (Airfoil) yapısından dolayı kanadın alt yüzeyinde yukarı doğru bir kaldırma kuvveti (Lift) doğar.Bu aradada hava , içinde ileri doğru hareket eden uçağa karşı bir direnç (drag) gösterir.Uçağın sürati arttıkça kanadın kaldırma kuvveti artar.Bukaldırma kuvveti yerçekimi (Gravity) ve hava direncinin (Drag) toplamından fazla olduğunda uçak yerden havalanır.Kısacası uçak uçmaya başlar.

Uçuş sırasında uçak dört aerodinamik kuvvetin etkisi altında kalır ve hareket eder.
Bu kuvvetler;
1- Kaldırma kuvveti
2- İleri çekici kuvvet
3- Geri sürükleyici kuvvet
4- Yer çekimi kuvveti(ağırlık)’dır
Kaldırma kuvveti:
Kaldırma kuvveti uçağın havalanmasını ve havada uçmasını sağlar. Kaldırma kuvvetinin oluşması kanatların yapısı ile doğrudan bağlantılıdır.Kanadın üst bölümü; ön taraftan arkaya doğru azalan oranda kavisli alt kısmı ise düz bir yapıya sahiptir.

Bu nedenle üst taraftaki hava akışı alt tarafa oranla daha fazladır. Kanadın üst tarafından alt tarafa göre daha fazla olan hava akışı oluşturduğu basınç farkı nedeniyle kaldırma kuvvetini meydana getirir.Kaldırma kuvvetinin tam olarak oluşması kanat hücum açısının değiştirilmesi ile mümkün olur. Kanat hücum açısı arttırıldığında kaldırma kuvveti ile hava sürati ve geri sürükleyici kuvvetlerde de değişiklik meydana gelir.
Kanat hücum açısı (Angle of attack)Kaldırma kuvvetinin meydana gelmesinde hücum açısına ilave olarak; kanat alanı hava yoğunluğu ve hız da önemli birer etkendir. Bütün bu etkenler aşağıdaki formülde yerini aldığında kaldırma kuvvetinin oluşması daha iyi anlaşılır.K = Kaldırma KuvvetiK k= Kaldırma Kuvveti Katsayısı (Havanın direnci ve hücum açısı ile değişir.)S = Kanat AlanıP = Hava YoğunluğuV2 = Hız Kare (Hız saniyede feet’dir.)Uçuş seviyesinin korunmasını sağlamak için; uçağın hızı azaldığında hücum açısı küçültülmeli uçağın hızı arttığında hücum açısı büyütülmelidir. Diğer bir anlatımla hücum açısı uçağın hızı ile ters orantılıdır.
Ayrıca kaldırıcı kuvvete yardım eden flaplar kullanılarak hücum açısı ve hız kontrol altında tutulur. Kanatların arkasında yer alan flaplar kanadın üst kısmındaki kavisi uzattığı için büyük ölçüde kaldırma kuvveti meydana getirir. Bu nedenle kalkışta ve düşük hızın gerekli olduğu inişte kullanılan flaplar ile hücum açısı ve hız kontrol altında tutulur ve düşük hızda uçağın havada uçmasını sağlayan yeterli düzeyde kaldırma kuvveti elde edilmiş olur.
İleri Çekici Kuvvet:
İleri çekici kuvvet düzenli ve verimli çalışan motorla sağlanır.İleri çekici kuvvet toplam geri sürükleyici kuvveti yenebilmelidir. Düz uçuşta ve sabit hızda ileri çekici kuvvet geri sürükleyici kuvvetin toplamına eşittir.Eğer ileri çekici kuvvet geri sürükleyici kuvvetten fazla olursa uçağın hızı ileri çekici kuvvet ile geri sürükleyici kuvvet eşit olana kadar artmaya devam eder.Palleri sabit pervaneler ile palleri küçük açılı olarak ayarlanmış pervaneler düşük hızlarda yüksek devirle istenen ileri çekici kuvveti meydana getirir. Palleri ayarlanan pervanelerde yakıtın harcanmasında ekonomi sağlamak için seyahat hızında büyük açı ve düşük devir kullanılarak gerekli olan ileri çekici kuvvet elde edilir.Motorun gücü ile ileri çekici kuvvet birbirine eşit değildir. Geri sürükleyici kuvveti yenen veya dengeleyen ileri çekici kuvvet motordan aldığı güç ile dönen pervane tarafından meydana getirilir.

Geri Sürükleyici Kuvvet
Kanat hücum açısı arttırıldığında kanadın üst ve alt kısmından farklı oranlarda geçen hava kanadın sonunda geri sürükleyici bir kuvvet meydana getirir. Buna ek olarak kuyruk ve gövdede de benzer şekilde geri sürükleyici bir kuvvet meydana gelir. Bu şekilde meydana gelen geri sürükleyici kuvvet hava sürati ve hücum açısının değerlerine bağlı olarak değişir. Kanatlarda kaldırma kuvveti oluşmaya başladığında geri sürükleyici kuvvet de oluşmaya başlar.
Veya Gövdenin dışında bulunan iniş takımı/tekerlekler radyo anteni ve benzeri parçaların hava içinde meydana getirdiği direnç nedeni ile oluşur. Uçağın bu tür parçalarına aerodinamik şekil verilerek geri sürükleyici kuvvetin mümkün olan en alt düzeyde oluşması sağlanır.Kanatlarda meydana gelen geri sürükleyici kuvvetin hız arttığında azalmasına karşın gövdenin dışında yer alan parçaların meydana getirdiği geri sürükleyici kuvvet artar.İki farklı şekilde meydana gelen geri sürükleyici kuvvet birlikte toplam geri sürükleyici kuvveti meydana getirir.
Yerçekimi kuvveti (ağırlık)
Yerçekimi kuvveti veya ağırlık uçağı etkileyen dört kuvvetten herkes tarafından en fazla bilinenidir. Yerçekiminden kaynaklanan uçağın ağırlığı (1 G) olarak tanımlanır. Normal şartlarda “1 G” olan bu oluşum uçağın yukarı doğru yaptığı hareketlerde hücum açısıyla orantılı olarak artar.Bu nedenle uçak üretilirken yük ve kullanma limitleri göz önünde tutularak gerekli hesaplamalar yapılır ve kanat ile gövdenin uçuştaki dayanıklılığı sağlanmış olur.
Kalkış
Kalkış Uçaklar kalkarken mutlaka kalkış izni alırlar. İzin aldıktan sonra piste girip pisti ortalarlar. Pilot uçaktaki pedastalı ileri iter. Bu kol gaz koludur. Uçak yeteri hıza ulaştığında yaklasık olarak saatte 200.250 km (uçak türlerine göre kalkış hızları farklıdır) pilot lövyeyi veya joysticki kendine doğru çeker uçagın kalkması saglanır.

İniş
Pilot ilk önce ineceği pistin kulesinden izin alır. Pisti ortalar. Tekerlerini kapalı ise açar. Ve kalkış hızına göre daha yavaştırlar motorlar kalkış yaparken ne kadar hızlı çalısırlarsa iniş yaparkende aynı hızla çalışırlar.Herhangi bir problem ile karşılaştıklarında tekrar havalana bilmeleri için gereklidir.Hızını düşürdükten sonra flap adı verilen ,kanadın alanını artıcı kapaklar açılır. Bu uçağın daha yavaş olduğu halde havada kalmasını sağlar.Yere indikten sonra kanat üzerindeki kapaklarıda açarak sürtünmeyi artırır ve uçağı yavaşlatır. Uçağı hangara çeker. Motoru kapar.
BİR UÇAĞIN İNİŞİ
Uçaklar arkalarında niçin bulut bırakıyorlar?
Bu, çocukların gökyüzüne bakarak en sık sordukları sorulardan biridir. Kim bilir kaçımız, kaçamak cevaplar vermiş, uçağın motorlarından çıkan duman olduğunu söylemiş ama aynı yükseklikte öan her uçakta aynı şeyin olmadığını açıklayamamıştır.
Bir bulutun oluşabilmesi için, havanın, yeryüzünden buharlaşan suyu absorbe edemeyecek, yani içine alamayacak kadar düşük sıcaklık ve basınçta olması, bir de bulutu oluşturacak su damlacıklarının etraflarında tutunabilecekleri toz parçacıklarının olması gereklidir. Yerden 10 bin metreden fazla yükseklikte normal şartlarda hava çok temizdir, hiç toz yoktur, yani bir bulutun oluşması için gereken şartlardan biri eksiktir.
Bilindiği gibi jet uçaklarının motorları, ön taraflarından havayı alarak, yakıt ile yakar ve işlev tamamlandıktan sonra, arka taraflarındaki küçük çaptaki egzozdan büyük bir basınç ile dışarı verirler. Bu motorların aldıkları hava ile birlikte giren su buharı, motorun içinde daha da koyu hale gelerek dışarıdaki çok soğk havanın üzerine püskürtülür. Buna teknik dilde ''sublime'' olma olayı denir. Yani buhar halindeki suyun, sıvı hale geçmeden, doğrudan donması, buz haline geçmesidir.
Aslında uçakların arkalarında bıraktıkları bulut, insan yapısı buluttan başka bir şey değildir. Soğuk havada verdiğimiz nefes havada nasıl buharlaşıyorsa onun gibi bir şeydir. Deniz seviyesinde, yüksek sıcaklık ve basınçta buharlaşan suyu hava kolayca absorbe eder. Yükseklik arttıkça, hava sıcaklığı ve vasınç düştükçe, hava artık su buharını içine alamaz hale gelir. Ancak bulutun oluşması için bir üçüncü şart daha vardı, nyani toz parçacıkları.
İşte burada toz parçacıklarının görevini, çağın motorlarından egzost olarak çıkan yakıt parçacıkları yerine getirir. Bu sayede bir bulutun oluşması için üç şart da yerine getirilmiş olur ve motorların gerisinde uzun, ince bir bulut oluşur.
Esasında alçak irtifada uçan uçaklarda da aynı şey oluşur, motorlardan su buharı salınır ama düşük ısı, nem miktarı, rüzgar yönü gibi etkenler tam oluşmadığı için uçakların arkasında beyaz bulut oluşmaz. İlave edelim ki, bu olayda uçağın ve motorlarının cinsi ve kapasitesinin hiçbir etkisi yoktur.
